Türkiye’de Engelli Bireylerin Hakları ve Erişilebilirlik Gerçeği
Türkiye’de engelli bireylerin yaşadığı sorunlar bir yardım ya da merhamet konusu değildir. Bu mesele eşit yurttaşlık hakkı, insan onuru ve kamu hizmetinin kalitesiyle ilgilidir. Yasalar açık olmasına rağmen uygulamada ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Bu yazı, herkesin anlayabileceği sade bir dille mevcut durumu ve yapılması gerekenleri ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.
ANAYASA MADDE 10 NE SÖYLÜYOR?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 10’un anlamı şudur:
Herkes kanun önünde eşittir.
Devlet, engelliler için özel önlemler almak zorundadır.
Engelliler için alınan özel önlemler eşitliğe aykırı sayılmaz.
Yani “herkes eşit” demek, engelliler için hiçbir düzenleme yapmamak anlamına gelmez. Aksine, onların eşit yaşayabilmesi için özel düzenleme yapmak anayasal bir görevdir.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun da açıkça şunu belirtir:
Kamuya açık tüm alanlar erişilebilir olmalıdır.
Kamu kurumları gerekli düzenlemeleri yapmak zorundadır.
Eğitim, sağlık, ulaşım ve istihdam alanlarında engellilere eşit fırsat sağlanmalıdır.
Bunlar tavsiye değil, bağlayıcı kurallardır.
SAHADAKİ GERÇEKLER
1.
Sarı Kılavuz Yol Sorunu (Görme Engelliler)
Görme engelliler için yapılan sarı kılavuz yolların amacı, baston yardımıyla güvenli yön bulmayı sağlamaktır. Ancak uygulamada:
Yol bir direğe çarparak bitmektedir.
Ortada kesilmektedir.
Üzerine araç park edilmektedir.
Esnaf tarafından kapatılmaktadır.
Bazı şehirlerde hiç yapılmamıştır.
Özellikle Anadolu şehirlerinde bu uygulama ya yoktur ya da işlevsizdir. Yapılmış olması yeterli değildir; doğru, kesintisiz ve standartlara uygun olması gerekir.
2.
Ortopedik Engelliler ve Rampa Sorunu
Tekerlekli sandalye kullanan bir kişi için rampa bağımsız yaşam demektir. Doğru bir rampa:
Çok dik olmamalıdır.
Kaygan olmamalıdır.
Yeterli genişlikte olmalıdır.
Başlangıç ve bitiş noktası düz olmalıdır.
Yan koruma kenarları bulunmalıdır.
Ancak birçok kamu binasında rampalar aşırı dik, kaygan ve standart dışıdır. Bazı yerlerde ise hiç yoktur. Görüntü amaçlı yapılan rampalar gerçek erişilebilirlik sağlamaz.
3.
Belediyelerin Sorumluluğu
Belediyeler kaldırım, park, yol ve toplu taşıma alanlarından sorumludur. Ancak sık görülen sorunlar şunlardır:
Erişilebilirlik projeleri ertelenmektedir.
Standartlara uygunluk denetlenmemektedir.
Şikâyetler sonuçsuz bırakılmaktadır.
Yapılan işler göstermelik kalmaktadır.
Erişilebilirlik bir tercih değil, yasal zorunluluktur.
4.
İşitme ve Konuşma Engelliler
İşitme engelli bireyler kamu kurumlarında ciddi iletişim sorunu yaşamaktadır. Olması gerekenler şunlardır:
İşaret dili tercümanı bulundurulması.
Görüntülü destek sistemlerinin kurulması.
Altyazı ve yazılı iletişim seçeneklerinin sunulması.
Ancak birçok hastane, adliye ve resmi kurumda bu hizmetler düzenli olarak sağlanmamaktadır.
5.
Otizmli Bireyler
Otizmli bireyler için erişilebilirlik yalnızca fiziksel düzenleme değildir. Duyusal ve çevresel faktörler önemlidir.
Gürültülü ortamlar.
Aşırı ışık.
Karmaşık yönlendirmeler.
Kalabalık ve düzensiz alanlar.
Bu durum otizmli bireyler için ciddi zorluk oluşturmaktadır. Kamu alanlarında sade yönlendirme ve sessiz bekleme alanları çoğu yerde bulunmamaktadır.
6.
Özel Sektörün Rolü
Özel sektörün sorumlulukları şunlardır:
Engelli istihdam kotasına uymak.
Çalışma ortamını erişilebilir hale getirmek.
Ayrımcı uygulamalardan kaçınmak.
Ancak uygulamada engelli bireyler genellikle düşük pozisyonlarda çalıştırılmakta ve yönetici kadrolarında yeterince yer verilmemektedir. Erişilebilirlik maliyet olarak görülmemelidir. Bu, kurumsal kalite göstergesidir.
SORUNUN TEMEL NEDENLERİ
Denetim eksikliği.
Yaptırım yetersizliği.
Planlama hataları.
Toplumsal bilinç eksikliği.
Yasa vardır ancak uygulama zayıftır.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Tüm kamu binalarında erişilebilirlik denetimi yapılmalıdır.
Standartlara uymayan kurumlara yaptırım uygulanmalıdır.
Belediyeler düzenli saha kontrolü yapmalıdır.
İşaret dili tercümanı hizmeti yaygınlaştırılmalıdır.
Şehir planlamasında erişilebilirlik temel kriter olmalıdır.
Toplumsal farkındalık eğitimleri artırılmalıdır.
SONUÇ
Engellilik bir eksiklik değil, toplumun doğal çeşitliliğidir. Eşit yaşam hakkı herkes içindir.
Rampaların doğru yapılması, sarı kılavuz yolların işlevsel olması, tercüman hizmetinin sağlanması bir lütuf değildir. Bunlar anayasal ve yasal zorunluluktur.
Bir toplumun gelişmişliği, en güçlü bireyleriyle değil; en kırılgan bireylerine sunduğu eşitlik ve saygıyla ölçülür.
Erişilebilir bir Türkiye mümkündür. Bunun için yeni yasa değil, mevcut yasaların doğru uygulanması ve gerçek sorumluluk bilinci gereklidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder