Etiketler

sözler köşesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sözler köşesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2026 Pazartesi

Sükûtun Feraseti

Lâf anlamaz nâdana söz söylemek beyhûde emek,

Edep bilmez hayâsıza gerekmez edep öğretmek.

Cihanda bin bilsen de bir bilene danışmak erkândır,

Okumuş cahilden kaçmak, ruhu kurtaran en büyük ihsandır. 

9 Mart 2026 Pazartesi

Story’de Hayat, Cepte Emanet

"Kendi alın terinle bir 'story' bile paylaşamazken, babanın emeğiyle 'level' atladığını sanıyorsun. Bilmezsin ki; başkasının yakıtıyla giden gemi, fırtınada ilk seni yarı yolda bırakır. Şimdiki gençlik mirası başarı, kopyayı kariyer sanıyor." 

8 Mart 2026 Pazar

Vade Dolunca Sevda da Söndü

"Hani bir ömür sürecekti bu yemin? Cebin boşalınca gönlün de mi boşaldı? Şimdiki sevda dedikleri; bakiyesi bitince 'erişim sağlanamayan' bir abonelikten, mizanı bozulunca bozulan bir ahitten ibaretmiş." 

"Zevaldeki Kıymet" (Elden gidince anlaşılan değer)

"Kişi, yed-i iktidarında olan nimetin kadrini idrakten acizdir; ta ki o nimet elinden sırrolup gidinceye dek... Lakin asıl hikmet şudur ki; kendi mülkünde iken nazarından sakıt olan cevher, bir başkasının destine geçtiğinde neden dideye (göze) daha hoş ve parlak görünür?" 

6 Mart 2026 Cuma

Mîrâs-ı Gaflet (Gaflet Mirası)

"Ey gafil! Bu yüksek mansıbı (makamı) babandan kalma bir miras sanıp yanılırsın; oysa o, senin boynuna asılmış ağır bir imtihandır. Sen nefsinin kör kuyusunda zevk u safaya dalmış, süfli arzularına hizmettesin. Oysa elindeki mühür, Hakk'ın halkına bir emanetiydi; sen ise onu dostlarına dünya malı yığmak için bir tuzak, kendine ise bir rüsvalık vasıtası eyledin." 

Nûr-u Gaflet (Işığın içindeki dalgınlık)

"Şâm olduğunda nûru idrâk etmezsin, zira gözün dışarıdaki gölgeye takılmıştır. Tan atıp gün doğduğunda ise karanlığın ne idüğünü bilmezsin; çünkü vuslatın sarhoşluğuyla geçmişin hicranını unutursun." 

5 Mart 2026 Perşembe

Dîde-i Mecnun (Mecnun’un Gözü)

"Mecnun’u âşık-ı nâlân eden Leylâ’yı et ü kemikten mi sanırsın? Mecnun’un dîdeleri et ile kemiğe aldanacak kadar bî-basiret değildir; o, Leylâ libâsında nûr-ı Hakk'ı müşahede eylemiştir." 

Mîzân-ı Rüşd (Olgunluk Terazisi)

"Sual ettim; 'Âkil ü bâliğ kimdir?' diye... Cevap verdiler: 'Nefsine müracaat eyle!' Zira kişi, kendi nefsinin hilesini fehmeylemedikçe, rüşd-i hakikate eremez." 

Mîzân-ı Sadakat (Sadakat Terazisi)

"Sadakati gayrıdan bekleyen; kendi sıdkına mı i'timâd eder, yoksa hıyâneti nefsinde bildiği için mi bî-karâr kalıp karşıdakine güvenmez?" 

Keşf-i Derûn (İç Dünyanın Keşfi)

"Bilinmezde ayân, görünmezde beyân olan hakikat; Hak katında gizlidir. Kendi batınındaki ilmi gün yüzüne çıkarmadıkça; kişiye ne söz kâr eder, ne de bir musibet tevil olur." 

3 Mart 2026 Salı

Virane ve Harami Gönül

Kıymet bilmeyene gönül verdim de ne oldu? Ben bir virane o harami… Peki ne oldu? Ben gönlümün ustasını buldum, peki o talan edip yıkacak bir gönül bulabildimi? 

Akıl: Ne Aşka Ne Ayrılığa

Akıl nice yandı, ne aşka değdi ne ayrılığa. 

Edep Bilmeyene Fazla Kıymet Yok

“Edep bilmez kimseye edep ne lâzım,

Kendi ne olduğunu bilmeyene fazlaca kıymet ne lâzım.” 

Sevda: Gönülde Yeşeren Aşk

Sevda, gönülde yeşerir, sözde solmaz. 

Başlık: Sevmesini Öğrenmeyen Gönül: Aşkın Sığınağı Olmaz

Aşk, sevmesini öğrenmeyen gönülde durmaz. 

Sevmeyi Bilmeyen Gönül: Aşkın Dilini Öğrenemeyen Kalpler

Sevmeyi bilmeyen gönül, aşkın dilini hiç öğrenememiştir. 

Yazı Başlığı: Kendini Bilmezsen, Menzili Kim Bilir?

"Ey can! Kainatı okumak istersen önce kendi gönül sayfandan başla. Zira;

Sen seni bil;

Edebini bil, haddini bil, içindeki cevheri bil.

Gönül aynanı sil ki, hakikat orada tecelli etsin.

Sen seni bilmezsen;

Karanlıkta yol arayan köre dönersin.

Nefsinin elinde oyuncak, elin dilinde rüzgârın savurduğu bir yaprak olursun.

Kim bilir seni?

Suretine bakan seni bildim sanır, lakin içindeki deryadan kim haberdar olur?

Halk seni bilse ne çıkar, Hak seni bildikten sonra?

Zannetme ki bu dünya seni tartar;

Sen kendini kendi terazinde tartmazsan,

Cihan gelse senin kadrini, kıymetini ne bilir?" 

Gönül Heybesi: Kimden Kaçmalı, Kime Koşmalı?

"Olmazdan korkma ey can; asıl korkmazdan kork! Zira Allah’tan korkmayanın, kuldan utanması da olmaz!"

Gönül aynanı kirletmek istemiyorsan;

Dili yalanla zehirlenmişten,

Nefsi dağlar kadar ağır gelenden fersah fersah uzak dur.

Zannetme ki her sakal hikmettir, her susan derviş; Karanlık ruhların gölgesi, senin nurunu da söndürür.

Yükün dürüstlük, yoldaşın edep olsun ki;

Yolun sonunda seni bekleyen yine sükûn olsun.

"Nefsine ağır geleni başkasına hafifletme; yalanla kurulan saray, hakikatle yerle bir olur!" 

Çıkarın Bittiği Yer: Maskelerin Düştüğü An

"Menfaat; sahte dostun kıblesidir, çıkarı neredeyse yönü oraya döner!"

Behey gafil!

Zannetme ki kurnazlığın seni her kapıdan geçirir;

Sadece bastığın o çürük basamaklar bir gün ayağının altından çekilir.

Asıl asalet;

Cebin boşken de başın dik, gönlün tok kalabilmektir.

İşin bitince sırtını döndüğün o kapı, gün gelir muhtaç olduğun tek sığınak olur! 

Sırça Köşklerin Devleri: Ayna Kırılınca Ne Kalır?

"Kendini dev aynasında seyreden gafil, zanneder ki cüssesi arşa değer!

Lakin o ayna bir gün elbet kırılır;

İşte o zaman heybetin değil, sadece enkaza dönmüş gölgen kalır!"

Zannetme ki camdaki yansıma sendeki hakikattir.

Kırılan kristalin içinden dev değil, cüce çıkar!

Asıl mertlik;

Ayna varken değil, ayna yokken dik durabilmektir.

Suni ihtişamın, hakikat karşısında bir nefeslik ömrü vardır!