3 Mart 2026 Salı

Türkiye’de Engelli Kamu Atamaları: Sınav mı, Yoksa Doğrudan İstihdam mı?

TÜRKİYE’DE ENGELLİ KAMU ATAMALARI VE EKPSS SİSTEMİNDEKİ ÇELİŞKİ

Türkiye’de engelli bireyler kamu kurumlarına Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) ile yerleştirilmektedir. Sistem kağıt üzerinde adil ve eşitlikçi görünmektedir. Ancak uygulamada ortaya çıkan tablo ciddi bir yapısal çelişkiyi göstermektedir.

ANAYASAL ÇERÇEVE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 10 açıkça şunu söyler:

Herkes kanun önünde eşittir.

Devlet, engelliler için özel önlemler alabilir.

Bu önlemler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Ayrıca Anayasa Madde 49, devlete çalışma hakkını koruma ve geliştirme görevi yükler.

Bu hükümler, engellilerin istihdamının desteklenmesini zorunlu kılar.

TERCİH KILAVUZUNDAKİ GERÇEK

EKPSS tercih kılavuzu açıldığında görme engelli ya da ortopedik engelli adayların karşısına çoğunlukla şu kadrolar çıkmaktadır:

Yardımcı hizmetli

Hizmetli

Düz memur

Buradaki temel çelişki şudur:

Üniversite mezunu aday sınava giriyor.

Lise mezunu aday sınava giriyor.

Lise mezunu olmayan aday kura ile yerleştiriliyor.

Ancak sonuçta büyük çoğunlukla aynı kadrolara yerleştirme yapılıyor.

Eğer üniversite mezunu, lise mezunu ve kura ile yerleşen aday aynı işi yapacaksa şu soru kaçınılmazdır:

O halde neden sınav yapılmaktadır?

Neden yıllarca hazırlık süreci yaşanmaktadır?

Neden eğitim düzeyi dikkate alınmamaktadır?

Burada eleştirilen sınavın varlığı değil, sınav ile görev arasında anlamlı bir bağ kurulamamasıdır.

SINAV MI, DOĞRUDAN İSTİHDAM MI?

Eğer sistem büyük ölçüde yardımcı hizmetli ve hizmetli kadrolarına yerleştirme yapacaksa ve görev tanımı büyük oranda aynı olacaksa, şu öneri tartışılmalıdır:

Çalışmak isteyen engelli bireylere doğrudan iş imkânı sağlanamaz mı?

Sınav yerine başvuru ve uygunluk değerlendirmesi ile istihdam modeli kurulamaz mı?

Eğitim düzeyi ne olursa olsun aynı pozisyonda çalıştırılacaksa, sınav sistemi amacından sapmış görünmektedir.

ATAMA SONRASI SORUNLAR

Sorun yalnızca sınav sistemi değildir. Atama sonrasında da ciddi problemler yaşanmaktadır:

Göreve başlatma geciktirilmektedir.

Sağlık raporları gerekçe gösterilerek süreç uzatılmaktadır.

Engelin niteliğine uygun olmayan görevler verilmektedir.

Bazı durumlarda atamalar iptal edilmektedir.

Görme engelli ya da ortopedik engelli bir birey yardımcı hizmetli kadrosuna yerleştirildiğinde, ilgili bakanlıkların bağlı kurumlarına görev uyumu konusunda açık ve bağlayıcı talimat göndermesi gerekmez mi?

Eğer kurumlar engelin niteliğini bilerek kadro açıyorsa, sonradan zorluk çıkarılması hukuki ve idari açıdan tutarsızdır.

MAHKEME KARARLARINA RAĞMEN YAŞANANLAR

Bazı engelli bireyler haklarını aramak için idare mahkemesine başvurmaktadır. Mahkemeler çoğu zaman engelli bireyi haklı bulmaktadır.

Ancak uygulamada:

Mahkeme kararına rağmen işe başlatma geciktirilebilmekte,

Fiili zorluk çıkarılabilmekte,

Süreç yıldırma politikasına dönüşebilmektedir.

Hukuk devletinde mahkeme kararı bağlayıcıdır. Uygulanmaması ciddi bir idari sorundur.

ÖZEL SEKTÖR GERÇEĞİ

Özel sektörde engelli çalıştırma kotası bulunmaktadır. Ancak uygulamada:

Engelli birey işe alınmamaktadır.

Daha düşük ücret teklif edilmektedir.

Sadece kota doldurma amacı güdülmektedir.

Fiilen çalıştırılmadan sigortalı gösterilme vakaları yaşanmaktadır.

Bu açık bir ayrımcılıktır ve hukuka aykırıdır.

SORUNUN ÖZÜ

Sorun şudur:

Eğer sistem eğitim düzeyi gözetmeksizin aynı kadrolara yerleştirme yapıyorsa, sınavın fonksiyonu tartışmaya açıktır.

Eğer atama sonrası engelli birey görevini yapmasına rağmen idari engellerle karşılaşıyorsa, bu anayasal eşitlik ilkesine aykırıdır.

Eğer mahkeme kararları dahi fiilen zorlaştırılıyorsa, hukuk devleti ilkesi zarar görmektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1. 

EKPSS kadroları eğitim düzeyine uygun şekilde ayrılmalıdır.

2. 

Yardımcı hizmetli kadroları dışında nitelikli kadrolar artırılmalıdır.

3. 

Aynı göreve yerleştirilecek adaylar için sınav sistemi yeniden değerlendirilmelidir.

4. 

Doğrudan istihdam modeli alternatif olarak tartışılmalıdır.

5. 

Atama sonrası görev uyumu zorunlu denetime tabi tutulmalıdır.

6. 

Mahkeme kararlarını uygulamayan idarelere yaptırım getirilmelidir.

SONUÇ

Engelli bireyler istatistik değildir. Kontenjan değildir. Görünürlük aracı değildir.

Eşitlik, sınava sokmak değildir.

Eşitlik, atadıktan sonra zorluk çıkarmamak demektir.

Eşitlik, emeği doğru değerlendirmek demektir.

Eğer herkes aynı işi yapacaksa, sistemin adil ve anlamlı olup olmadığı dürüstçe tartışılmalıdır.

Gerçek sosyal devlet, engelliyi sınav sürecine hapsetmeyen; üretime, liyakate ve insan onuruna uygun biçimde istihdam edendir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder