"Hüsn-i dostluk, vakt-i darlıkta yoldaşını yâd elin nazarıyla süzmek değil, dûş-i vefâda (vefa omuzunda) omuz vermektir. Zira hakikî yâr, dostunun hatâsını ayb sayıp râh-ı firara (kaçış yoluna) sapmaz; bilakis o noksanıyla beraber onu bağrına basıp, nefsinin kibriyle değil, kalbinin inceliğiyle nazar eyler. Velhâsıl; dostunu nısf-ı yolda (yolun yarısında) terk edip hatâ arayanlar, dostluğun değil, kendi süfli egolarının mahkûmudurlar."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder