Bizim Kurnaz Zafer, bir sabah kasabanın girişindeki dere kenarında oturmuş, vaktin geçmesini beklerken ayağına sert bir taş takılır. Şöyle bir eğilip bakar; avuç içi kadar, suyun etkisiyle pürüzsüzleşmiş, sıradan bir dere taşı... Ama Zafer’in zihni durur mu? Hemen taşı cebine atar ve doğruca kasaba kahvehanesine, en kalabalık masanın ortasına gider.
Cebinden çıkardığı taşı, sanki içinde paha biçilemez bir mücevher varmış gibi ipek bir mendilin üzerine yavaşça bırakır. Çevresindekilerin meraklı bakışları altında mendiliyle taşı parlatmaya başlar. Kahveci Rıza dayanamaz sorar:
— Hayırdır Zafer, altın mı buldun yoksa define mi?
Zafer, etrafı gizemli bir edayla süzüp sesini kısar:
— Ah Rıza abi, bu ne altın ne gümüş... Bu, "Hakikat Aynası" denilen çok özel bir tılsım. Dedelerimden miras kalmış bir emanet. Rivayete göre bu taşı evinin baş köşesine koyanın hanesinde dert, keder, gürültü kalmazmış. Taş, evin içindeki tüm negatif enerjiyi ve huzursuzluğu sünger gibi içine çekermiş.
Masadakiler şaşkınlıkla birbirine bakarken, kasabanın zengin ama biraz safça esnaflarından biri hemen atılır:
— Yahu Zafer, madem bu kadar kerametli, sat bize şunu! Evde hanımla dirlik kalmadı, belki işe yarar.
Zafer önce nazlanır, "Aile yadigarıdır, satmaya dilim varmaz" der ama uzun pazarlıklar sonunda, dere kenarından bedavaya aldığı taşı hatırı sayılır bir meblağa okutur.
Aradan iki hafta geçer. Taşı alan adam, Zafer’i çarşıda öfkeyle yakalar:
— Yahu Zafer! "Huzur verir, dertleri emer" dedin, dünyayı ödedim sana! Eve koyduğumdan beri hanımla birbirimize girdik, dükkanda işler hepten kesildi. Bu bildiğin dere taşı be adam! Hiçbir numarasını görmedik!
Zafer, hiç istifini bozmaz. Sakince adamın omuzuna elini koyar ve bilgece bir tavırla fısıldar:
— Bak kardeşim, o taşın asıl özelliği zaten burada. Taş görevini yaptı; bendeki "geçim derdi" stresini ve parasızlığın verdiği huzursuzluğu tamamen emdi. Ben sayende huzura kavuştum! Senin huzurun için de şimdi senin o taşı başka birine satman lazım ki enerji yerini bulsun! Hem bak sayende kimin kurnaz, kimin saf olduğu da tescillenmiş oldu. Bundan büyük "hakikat" mi olur?
Zafer, şaşkınlıktan ağzı açık kalan adamın yanından cebindeki paraları şıngırdatarak uzaklaşırken arkasına dönüp gülümser:
— Bu arada, eğer taşın etkisi geçerse haftaya dere kenarına... Şey, yani "depoya" yeni sevkiyat gelecek, haberin olsun!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder